Yeah Baby!

  • Facebook - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • Google+ - Black Circle
  • Instagram - Black Circle

Bir ay, 5 coğrafi bölge, 4689km!!! - 1 - Hazırlıklar ve yola çıkış. 0km

Tesadüfe gel.

Tam olarak 7 ay önce bugün seyahat defterimin son sayfasına şu notu düşmüşüm;

18.08.2015 - İstanbul

Tatilin tadı damağımızda. Herşeyiyle mükemmel bir atlayış. Şahane insanlarla tanışıp şahane yerler gördük. 5000km yol. Karadeniz, İç Anadolu, Ege, Akdeniz, Marmara 5 coğrafi bölgeye de teker bastık. Güzel günler geçirdik. Güzel günleri kutladık. Tam bir ay teker üstünde bu kadar mı lezzetli geçer. Şelaleler, yaylalar (biraz eksik var ama bu işin daha devamı var), babaannem, daycam, Türkün abla, Gizo, Ferdi, Civan, Anneçi, Sibel, Alper, Piyedad, Zeynep ablalar, Evrimler, Sonerler, Melih abiler. Bu ilk maceraydı. Arkası yarın. :)

Herhalde bir sene falan önceydi, 18-24 Temmuz 13. Ordu Vosvos Festivali'nin haberini aldık Selim'le. ( bu sene yapılmıyor :( ) Zaten uzun süredir Karadeniz'i dünya gözüyle görme hayalimiz vardı. Gider miyiz, becerir miyiz, Sarıkız yolu yapabilir mi gibi sorular kafamızı kurcalarken kendimi haritaları, blogları, Karadeniz kamp bölgelerini araştırırken buldum. O tarihlerde Selim de ben de serbest çalışıyor olduğumuz için ne gidiş ne dönüş tarihiyle ilgili bizi sıkıştıran hiçbir şey olmadığından sadece şenliğe tabi bir program değil, g e n i i i i ş bir tur programı yaptık kendimize.

İlk planlarımızda; 3 hafta Karadeniz'de o yayla senin bu şelale benim, dereler, kaleler, manastırlar doyasıya gezip tozup, Arhavi'ye yeni yeni kök salmaya başlayan fıstığım Gökçe'yi kucaklayıp, oradan Ankara'da halamlara bir ce-e deyip, Muğla Gökova'da can arkadaşlarımız Gizem'le Ferdi'nin bebeleri Civan'ı karşılayıp sonra daaa Babakale'de yaz sefasını yapan annemi sobeleyip İstanbul'a dönmek vardı. Yani sadece Karadeniz turu değil, ufak çaplı bir Türkiye turu olacaktı. Neticede Karadeniz'de planladığımızdan biraz daha kısa süre kaldık ama planımıza büyük ölçüde sadık kalabildik.

Yolculuk boyunca Sarıkız herşeyimiz olacaktı. Yol yapmanın dışında yatmak kalkmak, yemek içmek, yıkanmak tuvalete gitmek herşeyi düşünmek gerekiyordu yol öncesi. Sapanca'da Selim'le babam minibüsün arkasına bir baza yaptı. Üstünün minderlerini de yaptırınca, arka koltuğu yatırmak suretiyle yatacağımız yerimiz hazırdı. :)

Bazanın bölmeleri sayesinde hem motora ulaşmak mümkün hem de yanlardaki ve büyük kapağın arkasındaki bölmelere istediğimiz malzemeyi koymak çok işimize yarayacaktı - yaradı da :)

Perdesiz ev olmaz di mi? Perde işini de Sapanca sanayide çözdü Selim. İyi ki yaptırmışız. Yollara da düşsek insan özeli olabilsin istiyor. Sarıkız'ın yolda naz yapma ihtimali çok yüksek olduğundan sağlam bir alet edevat çantası, yedek kayışlar ve 5 litrelik bir bidon su her daim el atında olmalıydı. Bizim kızın hep en hassas karnı olmuştur hararet.

Minibüsün içinde hareket alanımızın kalması için orta koltuğu çıkardık. Çantalara, kutulara, yastık yorgan falan fındık herşeye ve tabi bir de bize kılık kıyafet değiştirmeye yer lazım.

Bir de en önemli şeylerden biri olan portatif tuvalete yer lazım. Zira dağda bayırda soğukta yağmurda falan araziye uymak her zaman mümkün olmayacaktı.

Yolculuk boyunca ihtiyacımız olacak malzemeleri önceden ufaktan listelemiştim. Aralarında hiç kullanamadıklarımız da oldu, iyi ki almışız dediklerimiz de.

Tekerüstü tek oda deyip geçmeyin bakın neler var neler :)

Mutfak;

Beslenmeyi genel olarak konserve ve hazır makarnalarla kotarmak niyetinde olduğumuz için bolca kuru fasulye, sarma, kızartma konserveleri, hemen hemen bütün marketlerde bulunabilinen sadece üzerine kaynar su döküp bekleterek hazırlanan ramen makarnalardan ve bolca hazır çorba yükledik arabaya. (paylaştıkça göreceğiniz üzere aldıklarımızın yarısından fazlasıyla geri döndük :))

Kağıt tabak, plastik çatal bıçak kaşık, kağıt plastik bardak vs. hepsinden bolca aldık. (fazlasını almakta bir sakınca yok ama karşınıza çıkan neredeyse her marketten yeniden temin edilebilir.) Her boydan naylon torba! Çöp atmaya, ayakkabı ya da ıslakları saklamaya, kirli çamaşırları toplamaya, topladığın fındığı depolamaya vs. herşeye torba lazım olabiliyor. Ben torba işini abarttığımdan biz hiç eksikliğini çekmedik tabi ki. Hatta götürdüğümüz torbaların yarısına yakınını geri getirmişizdir.

Yaptığımız en akıllıca işlerden biri piknik tüpü almak oldu. Kamp ocakları yer açısından avantajlı olabilirler ama ateşin kuvveti ve ekonomi olarak piknik tüpü çok daha faydalı bir eser.

Çaydanlık, ufak bir tava, ufak bir tencere, portatif mangal (daha açılışını yapamadık ama her karavana lazım :)), emaye çay bardakları (kırılmaz ve yeniden kullanılabilir oldukları için benim tercihim emaye oldu ama kağıt bardak da ziyadesiyle iş görür), ufak bir kesme tahtası - ben plastik amerikan servislerinden aldım yanımıza, hem taşıması hem yıkaması kolay -, güvenilir orta boy bir bıçak yeterli oluyor. Bütün bunları da İkea'dan alınmış büyük plastik kutulara istifledik. Yatak odası; Bizim planımızda hem yaylalar hem sahiller olduğu için hem pikelerimiz hem de yorganlarımız vardı yatak odamızda. Yaylada uyurken sağlam giyinmek şart zira yaz ortası bile geceleri hatrı sayılır soğuk oluyor. Hatta geceleri yanında ısınacağınız bir kamp ateşiniz yoksa totonuz soğuktan yere düşebilir. Uyku tulumu şart mı sorusunun cevabı da tamamen ne kadar üşüyen bir insan olduğunuza bağlı. Bize normal bir yorgan gayet yeterli oldu. Banyo/Tuvalet; Cihaz budur. Net söylüyorum, eğer benzer bir maceraya niyetiniz varsa, edinmenizde fayda var. Sifon kısmına ve alt haznesine koyulan ilaçlar sayesinde hiç koku yapmıyor. Kapıyı bacayı perdeyi kapatınca al sana kişisel alan. Yolda denk geldiğimiz benzincilerde genelde hiç iç açıcı değildi tuvaletlerin durumu. Evet, hijyen ve temizlik açısından yaratabildiği sıkıntılar var ama ıslak mendil, kolonya, pürel gibi portatif hijyen çözümleri genelde yeterli ve faydalı oldu. Selim de ben de çabuk kokuşmayan, saçı fazla yağlanmayan insanlarız ama bir ay yıkanmamak da olmazdı tabi. :) Yıkanma işini civar pansiyonlarda, kamping alanlarında, yanlarında kaldığımız dostların evlerinde hallettik. Balkon/bahçe/Ofis; Güzel bir açılır kapanır masa, kamp sandalyeleri, tente olmazsa olmazlarımız. Hava sıcak da olsa soğuk da olsa oturma alanımız genelde arabanın yanında olduğu için bu saydıklarım vazgeçilmez oluyor. Yemek yapmak ve yemek, tavla oynamak, ayak uzatmak dışında masa sandalye, gelen işi bilgisayarda rahat yapmak ya da sehayat defterinizi yazarken de lazım tabi. Hoş ben geceleri uyumadan önce yattığım yerde yazdım genelde. :) Yere serip üstüne uzanmalık birşeyler de faydalı olur. Sürekli sandalye tepesinde oturmaktan darlayabiliyor insan.

Stüdyo; Bu kadar yapmayı istediğimiz birşeyi yaparken bütün görüntüleme cihazlarımızı yanımıza aldık tabi. GoPro çakması NoPro (aslında SjCam markasının SJ5000 modeli kendisi ama bizde birçok şeyin bir adı olduğu gibi bu küçük kameracığın da bir adı var) ve Canon 6D makinemiz ve onların aparatları çantaları vs. tam teşekküllü kameraman Cevat Kelle misali dolaştık tekerüstü. Aydınlatma; Sarıkız'ın henüz bir elektrik sistemi olmadığı için bizim aydınlatmalarımız güneş enerjili ya da pilli küçük kamp lambaları oldu genelde. Kamping alanlarında kullanabileceğiniz elektrik olduğu için bir uzatma bir kağıt fener bir ampulle ortamı aydınlatmak mümkün oluyor. Arabanın içinde ufak lambalar daha kullanışlı oluyor. Revir; Yol hali, ne zaman neyle karşılacağımız belli olmaz diye sağlam bir ecza çantası hazırladık. Elimden gelir miydi bilmiyorum ama ihtiyaç olursa diye yara dikmek için medikal iğne iplik bile aldım yanımıza. Sonuçta Karadeniz yaylalarında gezerken bir tatsızlık yaşasak hazırlıksız yakalanma fikri çok bozdu beni. O yüzden belki gereksiz uzun bir ilaç listesi bu ama bundan sonraki yolculuklara daha hafif bir ecza çantası yapmayacağım ben. :) Sürekli kullanılan ilaçlar, yedekleriyle beraber girmeli revire. Tansiyondur şekerdir varsa bir kronik rahatsızlık, önlemini mutlaka almak gerek. Bizde bir hastalık yok (tü tü tüt tü maşallah) ama hatrı sayılır büyüklükte bir sağlık çantamız vardı. Ağrı kesiciler Mide için anti-asit ve bulantı ilaçları Bağırsak bozulması ve enfeksiyonları için hap Küçük yaralanmalar için yara bandı, pansuman için gazlı bez, Baticon, pamuk, flaster, sargı bezi. Roll fix Ufak çizik ve yaralanmalar için Bepanthol, daha ciddi yaralanmalar için anti biyotikli pomat Benim gibi zırt pırt burnu tıkanan ve bunun yüzünden hayatı zehir olanlardansanız mutlaka burun damlası Arı sokması böcek sokması gibi can sıkacak durumlar için anti alerjik ve antienflamatuar jel, daha ciddi alerjik reaksiyonlar içinse anti histaminik hap. Yanık durumlarında kullanmak üzere yanık kremi ve anestezik pomat. Burkulma için bir pomat, bir de Şişli'deki bir medikal dükkanından patlatınca soğuk kompres torbası olan mucize birşey buldum aldım. Düşünün yaylada gezerken düştünüz bileği burktunuz. Buzu nereden bulacaksın! Hiç ihtiyacımız olmadı neyse ki ama hala arabada duruyor. Hobi odası;

Yanlış okumadınız. Hobi odası. :) Ben böyle bir maceraya atılırım da yanımda hobi çantam olmaz mı?! İçinde kitaplar, bir kısım tığ malzemesi, mandala yaparım diye bir kısım renkli kalem ve kağıtların olduğu bir çantam vardı. Tığ işi de yanlış anlaşılmasın, elimde güzel kalın orlon bir ip ve kalın şişim var. Minibüsün koltukları da deri, ben akşamdan akşama muhabbet ederken oturduğum yerde kıçımız terlemesin diye üstüne oturulacak 2 tane örtü yapmak niyetindeyim. YALANNNN!!!! :) Bir kere açmamış olabilirim o çantayı. Bütün gün gez dolaş, yemektir içmektir, araba düzen vs. anca yatağı buluyorduk akşamları :)

Hobi odasının ikinci ve en az ilki kadar kullanılmayan elemanı, teleskop! Selim doğum günümde bana, gökyüzünü seyretmeyi çok sevdiğimi bildiğinden başlangıç seviyesi bir teleskop almıştı. Dedim ki yaylalarda çok şahane izlenir bununla gökyüzü. Sadece yaylada da değil, sağlam karanlık herhangi bir yerde çok güzel olur diye hayal etmiştim. 2.YALANNNN!!!!! :) Teleskop başlangıç seviyesi olduğu için yıldızları netleyip bakıp seçip izleyene kadar kafayı kaldırıp baktığında çok daha fazla keyif alıyorsun. Hele bir de elde rakı varsa kaldır kafayı misss! :) Valiz odası; Arabanın içini genel olarak birşeye benzetecek olsak heralde en fazla bir otelin valiz odasına benzetirdim. Bahsettiğim her odanın bir çanta içinde olduğunu düşünürsek çok normal tabi. Saydıklarımın yanı sıra 2 çanta da bizim kıyafetlerimiz vardı. Hem yazlık hem kışlık taşıdığımızı düşünürsek giysi olarak çok normal miktarda eşya aldık yanımıza. Dönüp baktığım zaman da doğru seçimler yapmışız kıyafetler konusunda. 5-6 tişört, 1'er yedekli olmak üzere şort ve pantalon. Eşofman altı üstü, birer kazak, birer mont, birer çöp torbası kıvamında yağmurluk. - e Karadeniz! :) - banyo malzemeleri, havlu, şampuan, lif vs. Mayolar, deniz ayakkabıları, botlar, terlikler olmak üzere birkaç çeşit ayakkabı. E doldu araba yahu. :) Atım tepmez ipim kopmaz demeden hazırlıklarımızı yaptık. Rotamızı çizdik. İlk istikamet Sapanca. Aylardan ramazan. Yollara revani olmadan babamları da bir görelim istedik. Gece'yi Sapanca'da geçirip sahurla beraber sabah serinliğinde yola vurulacak.

İşte on parmağında on marifet Sarıkız ve yola çıkma heyecanıyla biz. :) Baya Temel Reis olmuşum ben.

Kaç parçada bitireceğim bilmiyorum ama 4689km'yi ve fazlasını yazacağım. Merakla bekleyin olur mu? :) Sonraki yazılar; Bir ay, 5 coğrafi bölge, 4689km!!! - 2 - Sapanca > Sinop - Mesafe:584km -

#karadeniz #gezi #hazırlık #seyahat #defter #orduvosvosfestivali #tur #yolculuk #kamp #T3 #kamphayatı #ordu #vosvos #4689km #yol #içanadolu #marmara #ege #şelale #dere #yayla #ziyaret #sarıkız #kamptauyumak #uykutulumu #sapanca #sinop #erfelek #sanayi #hamsilos #ayancık #gerze #arhavi #gökova #mençuna #ezmoce #karagöl #avusor #fırtınavadisi #ankara #samsun #orduvosvosşenliği #vosvosordusu