Yeah Baby!

  • Facebook - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • Google+ - Black Circle
  • Instagram - Black Circle

Fil hafızası

Pazar günü, geçen yaz Karadeniz’e yaptığımız seyahati blog yazısı haline getirmeyi planlamış, taslaklarımı da hazırlamıştım. Ama gelin görün ki pazar akşamı 6buçuk civarı tüm akışım durdu. Damarlarımda akan kan dondu. Hayat durdu.

Zorla alıştırılıdığımız akış vücut buldu. Patlama, giden canların sayısı üzerine gidip gelen bilgiler, yayın yasağı, internet yasağı, vs. Bütün bunlar her zamanki gibi acımı, sinir kat sayımı ve endişelerimi perçinledi.

Pazar gecesini uyuyamayarak, VPN suretiyle dünyaya bağlanabildiğim kadarıyla alabildiğim ufak bilgi kırıntılarını bünyede süzerek, ağlayamayarak, gırtlağımda düğümle sabaha bağlayarak geçirdim. Ha evet, memeleketin bir kısmı Survivor izleyip uyudu.

Pazartesi sabahı Selim’i işe yolcu ederken, bir an için, ya bir daha göremezsem diye geçti aklımdan. Ağlama krizine tutulmamak için çok hızlı kovaladım fikri kafamdan ama o kadar gerçek bir kaygı ki bu artık. Düşünün, her hangi bir sektörde çalışan her hangi bir adamın karısı, kocası işe giderken bunu düşünebiliyor.

Ya bende bir anormallik var ya da artık toplum olarak çok çabuk normalleşiyoruz. Bizi oyalayabilen o kadar çok şey var ki acımızı yaşamak, yas tutabilmek, üzülebilmek gibi bir olanağımız yok. Halbuki ölen insanların geride bıraktıklarının hayatları tamamen değişti. Üstelik mucize olarak yaşayan bizlerin aynı şeyi daha yakından yaşamayacağımızın hiç bir garantisi yokken, gönül rahatlığıyla yeni saç rengini, fasıl gecelerini, satılacak ürünleri, doğum günü kutlamalarını falan paylaşır olduk 24 saat içinde. Şu anda çok uzaklarda olan bir arkadaşımın mesajıyla harmanlayarak söyleyecek olursam, mahalledeki inşaatın amelesi de ırzınıza geçebilir, metro ya da metrobüsle A noktasından B noktasına giderken de patlayabilirsiniz. Bu kadar ince bir ipliğe bağlı yaşıyoruz.

2011’den beri 9 katliamda ölen 600den fazla insan var bu ülkede. Terör örgütlerinin acımasızlığı ve yaşattıkları acının gerçekliği tartışılamaz tabi ki. Fakat, sadece 2014'te 300 kadın cinayeti, sayısını tahmin bile edemedğim çocuk istismarı ve cinayeti, hayvan haklarının günden güne görmezden gelinmesi, ormanların, derelerin doğal yaşamın hergün katlanarak katledilmesi gibi içimi kanatan olaylar hergün biraz daha karamsar olmama sebep oluyor. Yaşadıklarımızın politika yanlışlığı, can güvenliği sağlayamama, ihmal, çıkar, hırs gibi sebeplerini unutmak ve görmezden gelmek, yarın bir gün benim ya da sizin sevdiklerimizle bir daha sarılamamamıza sebep olabileceğini unutmamak lazım...

Bu sabah Selim’i öpüp gönderdiğimde de aynı duyguyu yaşadım... O ihtimal artık hep orada. Normalleşebilecek miyim bilmiyorum...

Bu kadar çabuk unutmasak keşke. Hafızamız yediği yosunu 30 saniye sonra unutan bir balıktan ziyade kendisine yapılan kötülüğü hiçbir zaman unutmayan bir filin kapasitesine yakın olsa.

#ankara #hafıza #yas #acı #uykusuzluk #normalleşme #filhafızası #balıkhafızası #13mart2016 #katliam #kadın #çocuk #hayvan #orman #dere #doğa